Sizin için nasıldı?
Huggies® Club ebeveynlerini, yeni bebekleriyle birlikte geçirdikleri ilk 18 aya bakmalarını istedik ve işte söyledikleri
Her şeyini yazmış olmayı isterdim,
ilk gülümsemesi, ilk adımları, ilk kelimeleri. Ve bir yerde okuduğum kadarıyla, en az haftada bir resmini çekmek ve bir albüme yapıştırmak gerekirmiş ve bence bu çok iyi bir fikir. Her şeyi hatırlayacağınızı düşünürsünüz, ancak geriye baktığımda, hepsi bir şimşek gibi gidiveriyor. Geçenlerde Dilara'nın pijamalarını kaldırıyordum ve ne kadar küçük olduklarını gördüğümde inanamadım! Dialara doğduğunda işten ayrıldım ve çok zamanım olacağını düşünüyordum, ama hayat o kadar çılgın ki, hiç zamanım olmuyor.
'Kısa bir süre içinde, önceden plan kurmanın çok işe yaradığını öğrendim. Kolay geçen, sabah arkadaşlarınızı kahve içmeye davet ettiğiniz, öğleden sonra hikaye anlatmaya zaman bulduğunuz ve banyo vaktinde de eğlenebilecek kadar yorulmamış olduğunuz günler olabiliyor. Ancak kötü günleriniz de olabiliyor, bu günler, yorgunluk ve beklenmedik telefonların veya misafirlerin ve işlerin yığıldığı karmakarışık günler olur genelde. Araba anahtarlarımı köşeye atılmış bir ceketin cebinde bulduğumda, bir bez ve giysilerini daha değiştirme vaktinin geldiği ve bunun üstüne yağmurun başladığı ve dışarı çıkmanın artık hiçbir işe yaramadığı günler gibi mesela. Bazen Dilara’yı yatırıyorum ve “Son 12 saatte ne oldu ki acaba?” diye düşünüyorum.
Anne olmadan zevk almanın sırrı, bebeğinize kavuştuğunuzda başlayan ve hayatınızın her dakikasını dolduran o büyük değişikliği kabul etmek ve akıntıyla beraber gitmekten ve işler planınıza göre gitmediğinde bunu çok da kafanıza takmamaktan geçer. Bu bir yana, işlerinizi düzenlemeniz size çok yardımcı olur, yani ıslak veya kuru olduğunda ne yapacağınızı düşünmek, çocuklu arkadaşlarınızla buluşmayı ayarlamak, çantaları önceden ayarlayıp araba anahtarlarınızı bulmak gibi; o zaman rüyada gibi geçen şey haftalar değil de sadece günler olur!'
Derya, 24
İlk altı ayda kızımız Simge’nin bir hayli üzerine düştüm, ancak onunla çok da “irtibat” kurmadım. Ancak sonra eşim Deniz tekrar haftada dört gün çalışmaya başladığında ben de biraz izin aldım ve Simge’ye haftada bir gün bakmaya başladım. Bu, benim için ve bir çift olarak bizim için bir dönüm noktası oldu. Önceleri Deniz’in yapmış olduğu veya yapmam için bana talimat vermiş olduğu, alt değiştirme ve mama hazırlama gibi şeylerin birden bire rahatlıkla üstesinden gelmeye başladım. Ve açıklaması zor olan bir şekilde Simge’yi de tanımaya başladım. Zamanla nelerden hoşlandığını öğrendim ve onun yanında daha rahat davranmaya başladım. Her babanın tamamen sorumlu oldukları ve bebekleriyle birlikte kaldıkları bir zamanda bebeğiyle bire bir ilgilenmesini tavsiye ederim. İşin püf noktalarını bildiğinizden, onlara bakmanızı kolaylaştırır ve onların yanında olduğunuz zamanı daha da değerli kılar.'
Arif, 31
'Beni en çok şaşırtan şey, oğlum Batu’ya duyduğum bağ oldu. Onu çok seviyorum, ancak anneliğin, çocuğu beslemek ve alt değiştirmek ve lazımlık eğitimi vermek ve giydirmek gibi pratik işlerle bağlantılı tek yönlü bir sorumluluk olduğunu düşünürdüm. Ancak daha ilk haftalardan itibaren, birbirimizi sihir sonucu anlıyormuşuz gibi, bunun iki yönlü bir şey olduğunu anladım. Birden bire seçtiğim çocuk bakıcısı bile pratik olmaktan çok duygusal bir konu oluvermişti. Batu’yu benim anladığım gibi anlayacak mıydı? Sütünün soğuk olmasından nefret ettiğini biliyor muydu? İşteyken onu ne kadar çok özlediğimi anlıyor muydu? Anneliği çoğu yönden daha zor, ancak bununla birlikte çok daha heyecan verici ve özel bir iş kılan işte budur. Batu ile birlikte o kadar çok eğleniyoruz ki, yüzmeye ve şehirdeki yumuşak macera oyun bahçesine bayılıyor. O bana çok iyi bir arkadaş ve yüzme havuzunun kafeteryasındaki masada düzgün bir şekilde sohbet edebileceğimiz ve tatile çıktığımızda gezdirebileceğim (artık çok da uzak olmayan) günleri iple çekiyorum.'
Jale, 34
'Açık konuşmamı ister misin? Son 18 ay, hiç de planladığım ve düşündüğüm gibi olmadı. Çok iyi geçtiler ve bunu istiyordum da. Ancak eşim Nihat’ın ve kendimin anne baba olarak nasıl olacağımız hakkındaki şu önyargılarım vardı. Bir bebeğin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini söylerdik. Halen bol bol çıkıyoruz (tabii ki bir bebeği bir akşam yemeği partisine götürebilirsiniz) bol bol geziyoruz ve kariyerlerimizi aynı şekilde devam ettiriyoruz. Bebek gelmeden insanların bu tip şeyleri söylediğini duyarsınız. Ama artık kurallar, Ali'nin rutin ve ihtiyaçlarına göre koyuluyor. Bir çift olarak eğlenmediğimiz bir nokta değil burası, ancak ihtiyaçların bazen farklı bir şekilde zevk vermesi gerektiğini artık idrak ettik. Akşam gezmeye çıkmak, akşam 8’de yatmasını ve buna bağlı olarak ertesi günkü rutinini tehlikeye sokacaksa (yorgun olduğunda çok mızmız oluyor), akşam 8’de yatması, akşam gezmeye gitmeden önce gelir. Çocuk bakıcısı bulamadığımızda evde yemek yiyor ve bundan zevk alıyoruz. Arabayla yolculuk onun için çok zor olacaksa trenle gidiyoruz ve yanımızda resimli kitaplar ve atıştırmalık bir şeyler götürüyoruz veya sık sık mola vererek yolculuğu kolaylaştırıyoruz. Şehirdeki hangi kafeteryalara çocuk götürülebileceğini biliyoruz ve sadece onlara gidiyoruz.
'Ancak bunları öğrenmek Ian’la benim bir yılımızı aldı.
Ali küçükken değişikliğe karşı savaştık ve hiçbir taviz vermedik ve dolayısıyla rahatlayıp alabileceğimiz kadar zevk alamadık, ancak az da olsa yine de bundan bir zevk aldık. Neredeyse iki yaşına geldiğine inanamıyoruz ve bu yüzden her günün inanılmaz derecede değerli olduğunu düşünüyoruz.'
Nilay, 37
'Ozan doğduğunda bir “ailenin” benim için ne anlamı olduğunu halen anlamış değildim. Ancak Ozan’ın yaklaşık altı haftalık olduğu ve İstanbul’a, ailemi görmeye gittiğimiz çok özel, kesin bir an oldu. Ozan’ı tutması için babama verdim ve babam kendinden geçti. Yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi ve gözleri doldu, ilk torununu kucağına almaktan o kadar etkilenmişti ve gurur duymuştu. Birden bire nesil ne demek, aile ne demek ve sorumluluk ne demek anlayıvermiştim ve Ozan’ı benim yaşadığım tüm bu güzel şeyleri yaşayabileceği şekilde yetiştirmeye karar vermiştim. Kulağa bir klişe gibi geliyor, ancak o sırada ailenin her şeyden önce geldiğini ve diğer şeylerin tümünün ikinci geldiğini anlamıştım.'
Erhan, 40
